Okurken/Kitap Yazıları

İbrahim Karaoğlu’ndan “Gölgeler ve Yelkovan”

Her limanda bir anını terk etmek istersin…”

yelkovan

İbrahim Karaoğlu öykü, deneme ve plastik sanatlarla ilgili eleştiri yazıları yazıyor. İlk öykü kitabı Dalga Dibe Düştü, 1985 yılında yayımlanmış. Son öykülerinin yer Gölgeler ve Yelkovan, Noktürn Yayınları’ndan çıktı. Kitabın kapağı Selçuk Demirel imzasını taşıyor. Bir gün, bir adam saatin yelkovanını, akrebini alıp gitse ne olur?

Zamansız, henüz zaman algısının oluşmadığı, sadece “bugün”ü bildiğimiz, aslında onun bile farkında olmadığımız günlere gitsek…Henüz, “Zaman en kalın boyalarla geçti üstümüzden” gibi cümleleri kuramayacağımız günlere…Zamanın, anıların hapsine girmediğimiz, uçurtmaların peşi sıra kaygısız, anısız koşabildiğimiz günlere…Zakkumların metaforik çağrışımlar falan yapmadığı, sadece çiçek olarak içimizi şenlendirdiği günlere…“İçimizde” değil, sokaklarda dolaştığımız; “tenimizin leke tutmadığı, yaraların çabuk iyileştiği” günlere gitsek…İbrahim Karaoğlu’nun bir öyküsünün başına koyduğu epigraftaki o çocukluk sokaklarında kaybolsak. Furuğ Ferruhzad, “Kalbimin çocukluğunun mahallelerinden gizlediği bir sokak var” diyor. İşte, o sokağa, sokaklara çağırıyor okurunu İbrahim Karaoğlu…Ve dolaştırıyor o gizli, saklı sokaklarda…

İbrahim Karaoğlu’nun kitabında yüreğe değen, yüreğe oturan kısa, ama yoğun öyküler var. Ve başrolde İzmir; Karantina, Susuz Dede, Güzelyalı, Kültür Park, zakkumlar, fesleğenler, sakız ağaçları, imbatlar. Sevdiği yazarlar epigraflarda yol veriyor, yazarın yolunu işaret ediyor sık sık. Paul Valery, Furuğ, Marguerita Duras, Herman Hesse… Borges “Dünyadaki her şey bir alıntıya ya da bir kitaba geri götürüyor” der; Karaoğlu da sık sık bir alıntıya, bir kitaba, bir şiire çağırıyor okurunu. Sadece kitaplara, yazarlara mı? Elbette değil; resimlere, ressamlara da…Anlatımındaki görsel zenginlik ve atmosfer yaratma becerisi de atlanacak gibi değil…

Uzaklar Sonbahar” öyküsünün başında, çok genç yaşta yitirdiğimiz ressam Tuncay Betil’in “Yaşam güz otu, üfledim gitti” sözü var. Bu öyküde bir açlık grevi anlatılıyor. Bir otopsi raporuyla başlayan öyküde, yinelenen “Su…su…su… tuzlu su, şekerli su….Su….” sözcüklerinin altında ölmeye yatan bir gencin yürek yakan bir gerçekçilikle anlatılan vedası var…Bilinç akışı tekniğiyle sözcüklerin inlercesine aktığı bu öykü, sayıklamalarla yazılmış bir ağıt. “Geçmişimi giyiniyorum, içimdeki yarayı giyiniyorum durmadan”, “Bir kaktüs kurutuyor içimdeki nefesi. Gün boyu su, tuz, şeker, su.”, “Uzaklar…Sonbahar…Tiberius…Kramplar…Buruşuk hayatlar….“, “Hiçbir renge inanmam…” “Günler hayatımı çalıyor”… Hem şiirsel anlatımı, hem de sözcüklerin hüzün dolu müzikal bir etki bırakan akışı içinde ustaca yazılmış bir öykü. Birileri “yaşamlarını güz otu gibi üflerken”, İbrahim Karaoğlu onlar için edebiyata bir saygı notu düşmüş.

Anılar denizinde dibe batmadan”, “düş eskisi” zamanlarda kaybolmadan yüzünü bugüne dönmek kolay mı? Bir imbat esse fotoğrafları savursa, anıları uçursa uzaklara…Bir sonbahar yaprağı düşse yere, bir yaprak havalansa bilinmedik yerlere… Kavafis “Yeni bir ülke bulamazsın, başka bir deniz bulamazsın/ Bu şehir arkandan gelecektir” der ya ünlü şiirinde. İbrahim Karaoğlu da “Hani kaçmak istersin her şeyden. Buruk bir gemi yolcusu olursun da her limanda bir anını terk etmek istersin. Olmaz. Gittiğin her yerde yeniden bulursun kendini. Aslında anılar acımasızdır; önce yolcu ederler insanı, sonra da çağırırlar geriye, gerilere dönersin. Onca yaşanmışlık varken zordur zaten yeniye yürümek” diyor. Ve ekliyor: “İçimdeki çöle ırmaklar akıyor. Vahalar yaratıyorum durmadan.” Zaten hayat nedir ki? Bitmez tükenmez bir “vaha” arayışı, bulamayışı…Sonra; yanılgısı, sanrısı, hayali, yoktan var edişi, vardan yok edişi…

———-

İbrahim Karaoğlu, Gölgeler ve Yelkovan, Noktürn Yayınları, 83 sayfa.

——————–

Türk Dili dergisinin Eylül 2014 sayısında yayımlandı.

Ege Üniversitesi Basın Yayın Yüksekokulu mezunu. 1983 yılında Cumhuriyet gazetesi İzmir bürosunda çalışmaya başladı. 1993-2016 yılları arasında Cumhuriyet Ankara bürosunda çalıştı. Serbest gazetecilik yapıyor. Birgün Gazetesi ile BBC Türkçe, www.kültürservisi.com ve www.haberter.com internet sitelerinde yazıları yayımlanıyor. İlk baskısı "Ölüme Oy Vermek-İdam Tarih Oldu Utancı Kaldı", ikinci ve üçüncü baskıları "Yargılı İnfazlar" adıyla yayımlanan bir kitabı var. İkinci kitabı, Edebiyat Parçalayan Nutuklar İmge Kitabevi yayınlarından çıktı.

Yorum Bırakın