Gezi Notları

Sappho’nun “kızıl” adası Midilli

midilli

   Göz doyuran, “iştah” açan bir sakin ada

   Ucuza “gurme” şölenler için Midilli’ye

Midilli, ilk kadın şair Sappho’nun adası. Adanın merkezi Mytilini kentinde Amerika’daki özgürlük heykelinin bir kopyası karşılıyor ziyaretçileri. Meydanda da elinde liriyle Sappho’nun bir heykeli ve hemen dibinde denizin dalgalarıyla zeytin ağaçlarının yer aldığı bir duvar resminde de dizeleri selamlıyor. Midilli sokaklarında, duvarlarda bol bol orak çekiçli KKE afişleri var. Sappho’nun Lesvos adası, bugün komünistlerin çok güçlü olduğu bir “kızıl” ada…

Midilli en yakınımızdaki adalardan. Öyle ki, Ayvalık’a Yunanistan ana karasından daha yakınmış. Midilli ve Ayvalık’tan feribotla gitmek mümkün. Biz, Ayvalık’tan gittik, iki firmanın (Turyol, Jale) feribot seferleri var. Gidiş-dönüş 30 Euro. Sabah 09.00 ya da akşam 18.00’de feribot seferleri var. Hava koşullarına göre 1.5-2 saat sonra Mytilini kentine ulaşıyorsunuz. Biz , 18.00 feribotunu tercih ettiğimiz için ilk geceyi limana çok yakın bir pansiyonda geçirdik. İki kişi oda-kahvaltı 45 Euro. Pansiyonlardaki kahvaltı kötü. Kuru bir peksimet ile kek ve minik bir kutu reçel Türkiye’den gelen bir turisti pek memnun etmez. Bu nedenle olmalı, kıyı boyunca kafelerde, restoranlarda “Türk kahvaltısı” yazıları var. Altında peynir, domates, zeytin, yumurta v.s… yazıları. Kendi dilinde ve tercihleri dikkate alınarak karşılanmak hoş. Birçok restoranda da Türkçe menüler var. Bu manzara, Midilli adasının gözde turistlerinin Türkler olduğunu gösteriyor.

Feribotta gazeteci-gurme-rehber arkadaşımız Nedim Atilla’ya rastladığımız için şanslıyız. Bize akşam limana çok yakın Sappho heykelinin hemen arkasındaki sokaklarda yer alan Kaldırimi’yi önerdiğinden, akşam yemeğinde bu mekandayız. Sokak arasına yerleştirilmiş masalarda çoğunluğu Türkler oluşturuyor. Nedim Atilla’nın önerisine uyup, masamızı Lena’nın istediği gibi donatmasını istiyoruz. Kabak çiçeği dolması, yaprak sarma, Greek salata (üzerine kocaman bir peynir kondurulmuş soğanlı domates salatası), kalamar, ançuez, karides, suşi gibi tuzlu Kalloni sardalyesi, ızgara papalina (sardalya) eşliğinde adada üretilen Barbayannis marka uzoyu tercih ediyoruz. Tatlı ve kahveyi de eklerseniz, iki kişilik bu şahane yemek için yaklaşık 40 Euro ödüyoruz.

Midilli adasında dolaşmak için araba ya da motorsiklet kiralamak gerekiyor. Günlük 30-40 Euro’ya araba kiralayabilirsiniz. Arabanızla gelecekseniz, vergilerle birlikte 100 Euro’yu geçiyormuş, o nedenle kiralamak daha mantıklı. Arabayla 1.5 saatlik mesafedeki Molivos’a doğru giderken

Mantamados’daki Taksiarhis manastırında duruyoruz. Burası adanın hac yeri. Efsaneye göre; korsanlar manastıra saldırıp 40 rahipten 39’unu öldürmüşler, kurtulan rahip Taksiarhis, ikonasını mum ve arkadaşlarının kanıyla sulanan topraktan yapmış. Manastırın hemen karşısındaki köyde seramik atölyeleri de var, ancak biz alışveriş yapmak için açık bir tane bile bulamadık.

Skala Skamnias, damak tadına düşkün turistlerin Midilli’de atlamayacağı bir küçük balıkçı köyü. Bu küçük koyda deniz kıyısındaki lokantalarda asılı kurutulmuş ahtapotların görüntüleri birçok turistik broşürü süslüyor. Kıyıdaki Anemoessa lokantasında yemek yerken, “kuru” olduğu için bu ahtopotları pek beğenmeyen arkadaşlarımızın tavsiyelerine kulak verdik. Şarap sosunda ahtapotu yeğledik, müthişti. Ahtapotun yanına bir de kalamar dolma söyledik. Porsiyonların çok büyük olduğunu söyleyelim. Masaların yanındaki kediler de bu bitirilmesi zor kocaman porsiyonlardan kendi paylarına düşecek olanları bekliyordu. İskeledeki bu şahane yemekten sonra Midilli adasının gözdesi Molivos’a doğru yola çıkıyoruz. Deniz kıyısında bir yolu tercih ediyoruz, korkunç. 15-20 kilometrelik bir yolu 45 dakikada aldığımızı söylersem bir fikir verebilir. Aracınız uygun değilse kesinlikle bu yola girmeyin, bol virajlı, taşlı, bir yanı uçurum deniz, kuş uçmaz kervan geçmez bir yolda tek başınıza ilerliyorsunuz. Ama yolun sizi götürdüğü yer büyüleyici. Molivos, kalesi, taş evleri, daracık sokakları, zeytinlikleriyle çok etkileyici. Mardin’in o güzelim taş evlerini alın, bir deniz kıyısına taşıyın, çevresini de zeytinliklerle kuşatın. İşte böyle bir yer Molivos. Hatta biraz da Santorini’yi andırıyor. Dar sokaklar, tepeden muhteşem deniz manzarası, güneşin batışı. Denize tepeden bakan barlarda sandalyeler gün batarken kıyıdaki setin kenarına çekiliyor. Adayı, hayatta ve bunca güzelliğin içinde olmayı bir kadeh içkiyle kutsuyorsunuz.

Molivos adanın turistik yeri, ama yine de Türkiye’den ucuz. Deniz kıyısında güzel bir tatil köyünde kaldık, iki kişilik odanın günlüğü 75 Euro. Önceden rezervasyon yaptıran sağlamcılardan değilseniz, Molivos içinde çok daha ucuza kalacak bir yer bulabilirsiniz. Molivos’ta yenecek yemekler için de deniz kıyısındaki liman lokantaları yerine, tarihi çarşıdaki tepeden denize bakanları öneririm. Örneğin Gatos restoran. Bir taş evin üzerinde yükselen teraslarda yemek bir şölen. 25-30 Euro’ya iki kişi gayet güzel yemekler yiyebilirsiniz. İçki içmezseniz çok daha ucuza. Bizim ünlü turistik yörelerdeki balık lokantalarının fahiş fiyatları gözönüne alınırsa, yemekler sudan ucuz denebilir. Yemeklerden sonra “Grek kahve mi, Türk kahvesi mi” esprileri yapılıp gülünüyor. Baklava tadılıyor ve kıyaslanıyor. Yufkası kalın, bizim baklavalar daha incecik yufkalı, daha güzel. Ama onların süzme yoğurttan yapılan cacığını (Tzatziki) çok beğendiğimi eklemeliyim.

Engellilere plaj yolu

Birçok yerde deniz çok taşlı, kumsal seven turistlere uygun değil. Plajlarıyla ünlü Sappho’nun memleketi Eresos’a gitmedik. Petra, Anaksos, Kalloni plajları da ünlü. Bizim gördüğümüz en iyi plaj Anaksos’tu. Sardalyaleriyle ünlü Kalloni’de de bir ziyafet daha çekiyoruz kendimize. İki kişilik ”Greek menü” 20 Euro ve yok yok. İstiridye, karides, sübye, dolma, salata, cacık, tarama, ançuez, tuzlu sardalye, papalino, büyük bir başka balık v.s…

Midilli adasında bizim kıyılarda olmayan neler var? Sakinlik, ucuzluk, sessizlik var; lokantalarda kimse neredeyse kolunuzdan çekiştirerek sizi içeri çağırmıyor, gürültü yok, tabela kirliliği yok. Birçok yol ayrımında tek tabela var, tüm otel ve restoranlar o tabelada sıralanmış. Plajlarda da engelliler unutulmamış. Petra plajında dolaşırken, engelliler için yapılan yollar dikkatimizi çekiyor. Engellilerin denize daha kolay ulaşmasını sağlayan yollar ve plajdaki sessizlik -plajlarından bangır bangır müzik sesi gelen- Türkiyeli turistler için bulunmaz nimet. Plajlar ücretsiz, sezlongları da kullanabiliyorsunuz, birşeyler içmeniz yeterli.

Midilli adasının adı, lezbiyen şair Sappho nedeniyle lezbiyenlikle birlikte anılıyor. Fakat adada , -örneğin Mikanos’taki gibi- bir eşcinsel turist yoğunluğuna tanık olmadık. Midilli sakin, sessiz bir ada. Gurmeler, boğazına düşkün olanlar için bir cennet. Hem göz doyuran , hem iştah açıp afiyetle karın doyurulan bir ada. Üstelik ucuz. Ve bize hiç yabancı değil. Ne insanı, ne mutfağı, ne zeytin ağaçları, ne sabun kokuları. Ne de olsa, ortak hikayeler, ortak acılar, benzer mübadele anıları var…Midilli bize yabancı değil, “karşı” kıyılar da onlara yabancı değil. Ayvalık pazarının kurulduğu günler bu kez feribotu adalılar dolduruyor, alışveriş için Ayvalık’a geliyorlar…

 

————

11.8.2013 tarihinde Cumhuriyet Gazetesi Pazar ekinde yayımlandı.

Ege Üniversitesi Basın Yayın Yüksekokulu mezunuyum. 1983 yılında Cumhuriyet gazetesi İzmir bürosunda çalışmaya başladım. 1993’ten bu yana Cumhuriyet Ankara bürosunda çalışıyorum. İlk baskısı “Ölüme Oy Vermek-İdam Tarih Oldu Utancı Kaldı”, ikinci ve üçüncü baskıları “Yargılı İnfazlar” adıyla yayımlanan bir kitabım var. İkinci kitabım, Edebiyat Parçalayan Nutuklar İmge Kitabevi yayınlarından çıktı.

Yorum Bırakın