Okurken/Kitap Yazıları

Sezgin Kaymaz’dan okurun “kalbini büyüten” hikayeler

0000000689745-1

Sezgin Kaymaz’ın son kitabı Bugün Bize Kim Geldi, yazarın “mektup kardeşlerine” hülyalı, hüzünlü ve de neşeli bir armağanı. Her zamanki gibi okurun yüreğine ılık insaniyet rüzgarları salıyor, “öyle büyük bir küçüklük hissetiriyor” ki o kadar olur! Yazarın en çok “göründüğü” eseri olan bu kitapta sol elindeki o siyah eldivenin hikayesi de var. Giden üç parmağı ve kendine uzatılan ellerin hikayesi. Ve onun başka insanlara, evlad-ı hayvanata uzattığı ellerin…

Sezgin Kaymaz’ın son kitabında sadık okurları Ömer Faruk’a küfredecek, tercüme sanatını konuşturan çocuklar için kahkaha atacak, Hülya’nın insanlığına saygı duruşunda bulunacak ve sevgili köpekleri İnci için gözyaşı dökecek. Çolak hentbolcu delikanlı  ile yazarın hikayesini okurken gözler doluverecek. Kitap bittiğinde vicdan ve merhametten ibaret tepeden tırnağa insan kahramanlar bir yandan içinizi temizliyor, öte yandan “öyle büyük bir küçüklük” hissettiriyor ki… Yazar, “Güneşe serip içimizi dışımızı bir güzel havalandırıyor.”

Sezgin Kaymaz, kahkaha ve gözyaşlarının yazarı. En dramatik olayları anlatırken bile şen şatır. Argo var, sokak dili var, kahramanlarının konuştuğu gibi yazıyor. “Aman tikkat” şaşırmayın! “Dalar gibi düşünüyor, daldan dala düşünüyor, dere tepe düşünüyor.” Bu kez öyle fantastik alemlerden bildirmiyor; ama daldan dala, dere tepe dolaştığı o alemlerde, rüyalarda fantastik kahramanlara da denk geliyor elbette.

Bugün Bize Kim Geldi’de yazar anı sahiciliğinde hikayeler -ya da- hikaye tadında yazılmış anılardan mektupları birbirine eklemiş okuruna göndermiş. Birçoğunun baş kahramanı eşi Hülya. “İnsan ne kadar insan olsa Hülya kadar olamıyor” diye selamlanıyor insaniyeti. En sondaki biyografi sayfasını atlamayın. Orası da hikayeye dahil. Karısı Hülya’ya, evde baktığı ondört baş evlad-ı hayvanata ve okuruna sadakat sözü var son sayfanın son satırında. “Yazmayı terk etmeyecek, Hülya’yla beraber evde baktığı ondört baş evlad-ı hayvanatı terk etmeyecek. Sevdiklerini terk etmedi çünkü.”

Okur bunlar “öykü mü, anlatı mı, mektup mu, anı mı” diye düşünedursun; 166. sayfada yazar “Bu mektuba kadar yazdıklarımın hiçbiri ben değilim. Ama bundan sonra yazacaklarımın hepsi benden ibaret …ve benden öte kim varsa ondan” deyiveriyor. Başlıyor, mektup kardeşlerine “sol yanından kaptırdığı yetmiş seksen gramın” hikayesini anlatmaya. Sonra o hikaye başka hikayelerle buluşuyor, büyüyor, derinleşiyor…

Sezgin Kaymaz okurlarıyla internet üzerinden yazışan, kendisine gelen mektupları cevapsız bırakmayan bir yazar. Ben de “mektup kardeşlerinden” biri olarak “En sevdiğine emanet ol” diye biten çok mektup aldım. Sezgin Kaymaz da okuruna emanet olsun ve elbette Hülya’ya. Sonra, “evlad-ı hayvanata…”

Kitabı bitirdiğimde o çok erken gidenlerden Didem Madak’ın Grapon Kağıtları kitabını açtım. Hani “kahramanların hep yanlış ata oynayanlar” olduğu. “Mutsuza Kim Bakacak?” şiirini -kimbilir kaçıncı kez- okudum. “Kalbimi de büyüttüm sonunda/ Artık bazen gözlerime tırmanıp bakıyor sokağa/ Kirpiklerime tutunuyor, o ince parmaklıklara/ Öyle çok büyüdü yani, görsen şaşarsın./ Kalbim sanırım büyüyünce/ Sokaklarda ağlayan biri olacak/ Rezillik yani maviş anne!”

Sezgin Kaymaz da, “mutsuzlara bakan” yazarlardan ve okurunun “kalbini büyüten…”

Bugün Bize Kim Geldi, Sezgin Kaymaz, Aprıl, 181 sayfa.

Grapon Kağıtları, Didem Madak, Metis, 68 sayfa

 


www.kulturservisi.com ve Birgün Gazetesi’nde yayımlandı.

Ege Üniversitesi Basın Yayın Yüksekokulu mezunuyum. 1983 yılında Cumhuriyet gazetesi İzmir bürosunda çalışmaya başladım. 1993’ten bu yana Cumhuriyet Ankara bürosunda çalışıyorum. İlk baskısı “Ölüme Oy Vermek-İdam Tarih Oldu Utancı Kaldı”, ikinci ve üçüncü baskıları “Yargılı İnfazlar” adıyla yayımlanan bir kitabım var. İkinci kitabım, Edebiyat Parçalayan Nutuklar İmge Kitabevi yayınlarından çıktı.

Yorum Bırakın